14 Mayıs 2014 Çarşamba

1974; Çaresizlikten Umuda

''16 Ağustos 1960 tarihinde Türkiye, Yunanistan ve İngiltere'nin garantörlüğünde kurulan Kıbrıs Cumhuriyeti Rumların adayı Yunanlaştırma gayretleri nedeniyle uzun süreli yaşamaz ve 21 Aralık 1963 günü tarihe Kanlı Noel olarak geçen Rum saldırıları sonrasında kurulan cumhuriyet fiili olarak yıkılır. Akritas Planı çerçevesinde başlatılan Rum saldırıları 1974 yılına kadar devam edecek ve Kıbrıs Türkleri yaşadıkları toprakları terk ederek daha güvenli bölgelerde çadır kentlerde yaşamaya mahkum edileceklerdir.''
        Ulvi Keser, 2012. Kıbrıs'ta 21 Aralık 1963 Kanlı Noel'i ve Kızılay. 

      Kıbrıs'ta 1963 yılında başlayan olaylar 1974 dönemine kadar sürmüş ve bu dönem Kıbrıslı Türkler için çadır kent ve gettolarda sıkışıp kalınmış acılarla dolu bir hayat demekti. 1974 yılında adanın her yanına yayılan savaş esintileri Güney Kıbrıs'ta yaşayan birçok Kıbrıslı Türkü zorunlu göçe yitmiştir. Her savaş döneminde olduğu gibi farklı bölgeler  aynı savaşın farklı acılarını deneyimlemiştir. 1974'ten 1975'e kadar  süren dönemi Güney Kıbrıs'taki Plataniska köyünde yaşananlar çerçevesinde anlatmaya çalıştığım bu yazıda savaş göçmeni olan Zehra Namıkkemaloğlu ve Türkan Özkalpli'nin anılarından yola çıkılmıştır. Yazı tamamen Plataniska ve çevre köylerde yaşanan savaş deneyimini analatmakta ve çatışma bölgeleri hakkında bilgi barındırmamaktadır.

Bir Günde Terkedilen Koca Bir Hayat

Plataniska köyünde 1974 tarihine kadar aktif bir çatışma yaşanmamıştır. Fakat, 1974 yılında çevre köylerde artan çatışmalar yüzünden komşu köy sakinleri Rum saldırılarından korunmak için otobüslerle köylerinden kaçmaya başlamıştı. Köylerinden kaçan insanların (Baf ve Kukla köyleri) Plataniska üzerinden geçmesiyle yakın çevrede artan çatışmaları haber alan Plataniska köyü sakinleri hiç hesapta yokken aynı gün içerisinde ve bir saat içinde köylerini boşaltma kararı almıştı. Herkes yanına taşıyabilecekleri kadar para, kıyafet ve yiyecek almaya çalışmış, sahip oldukları her şeyi bir saat içinde  terk etmek zorunda bırakılmışlardı. Köy sakinleri kendi çabalarıyla toplayabildiği kadar eşyası ile köy otobüsüne doluşmuş ve korku dolu bir yolculuğa çıkmıştı. Evdim Üssü'ne varana kadar korunmasız bir şekilde yolculuk yapan Kıbrıslı Türkler, Evdim Üssü'ne vardıkları zaman İngiliz askerinin himayesine girdi ve İngiliz askerleri tarafından askeri kamp alanına yerleştirildiler. Bu kamp alanı büyük bir çim sahaydı ve sığınılan ilk gece kadın, yaşlı, çocuk demeden herkes geceyi dışarda çimlerin üzerinde geçirmişti. Ertesi günü kurulan çadırlara yerleştiriler Kıbrıslı Türkler 1 aydan fazla orada kurulan çadırlarda yaşamlarını sürdürdüler. Her gece üst taraftaki yoldan geçen her arabanın onları öldürmeye gelen düşman askerleri olduğu korkusuyla geçen koca dönem. 

Bir Çadır Kentten Diğerine

Nüfusa göre yetersiz kalan bu kamptan toplanan Kıbrıslı Türkler Paramal kampına götürüldüler ve orda kurulan çadırlarda yaşamaya devam ettiler. Bu kampta göçmenler bölgelere ayrıldılar ve 6 ay boyunca çadır hayatı sürdürdüler. Yiyecek, içecek ihtiyaçlarını büyük miktarda kendi paralarıyla karşılayan göçmenler için İngiliz askerleri tarafından yemekhane, bedava yemek ve süt yardımı yapılmaya ve tuvalet, banyo gibi hizmetlerde sağlanmaya başlanmıştı.

Kıbrıs'tan Türkiye'ye, Türkiye'den Kıbrıs'a

1974 Barış Harekatı'ndan sonra yapılan anlaşmaya göre Kuzey'e geçmesi gereken Türkler, Rumlar tarafından kapatılan yollar nedeniyle Kuzey'e geçememişti. Hasta ve hamileler Kuzeydeki hastanelere ancak İngiliz askeri korumasıyla gidebiliyordu. Buna çözüm olarak tüm göçmenler İngiliz askeri araçlarıyla birlikte Avrotur Havaalanı'na götürüldü. Türkiye üzerinden Kuzey Kıbrıs'a girme planı devreye sokulmuştu. Kıbrıslı Türkler hava yoluyla Adana'ya ordanda Mersin'e götürüldüler ve oradaki öğrenci yurduna yerleştirildiler. 3 günden sonra Mersin limanından feribotlarla yola çıkarılan Kıbrıslı Türkler Magosa Limanı'na getirildi.

Kuzey Kıbrıs'a Yerleşme Dönemi

Nihayetinde Kuzeye geçmeyi başaran Türk halkı, 22 gün boyunca Lapta yurdunda ikamet etti. Bu süre zarfında kimin hangi bölgeye yerleştirileceği belirlendi. Seçimler tamamen halka bırakıldı ve bireysel olarak seçme hakkı tanındı. Çoğunluk kendi bölgesinin yerleşmeye seçtiği yerleri tercih ederken, bireysel olarak farklı bölge seçen kişilerde olmuştur. Plataniska göçmenleri yeni köyleri olarak eski Rum köyü Türkmenköy'ü (Kontea) tercih etmişlerdir. Bunun yanında güneydeki komşu köyler de Türkmenköy'e yerleşmişlerdir. Köy kalabalık olduğundan her aile kura çekmiş ve çıkan eve yerleşmeye hak kazanmıştır. Evlere girildiğinde görülen ise aynı kendilerinin yapmak zorunda kaldığı gibi, her şeyini terk edip gitmek zorunda kalmış Rum evleriydi.
Çadır kentte Zehra Namıkkemaloğlu(9) ve ablası Leman Gökkasap(12). 1974

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder