20 Temmuz 1974 tarihinde Türk ordusu Kıbrıs'a çıkarma yaptı ve 14 Ağustos 1974'te ikinci hareket tamamlanırken Kıbrıs artık ikiye bölünmüştü. Bu operasyonun sonunda Mağusa şehrinin Kıbrıs Rum tarafı olarak bilinen turistik bölgesi Türk birliğinin eline geçerken Maraş bölgesinin turistik bölgesi olarak bilinen Doğu tarafı kapalı olarak kaldı. Turistik bölümün bulunduğu (200'den fazla tesis barındıran) bölüm 40 yıldır kapalı durumda. İçeride sadece Türk birliği ve Birleşmiş Milletler askerleri var.
Hayalet şehir Maraş 1974 yılına kadar dünyanın en lüks turizm bölgelerinden biriydi. 13 Ağustos 1974 yılında İkinci Kıbrıs Harekatı ile Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından ele geçirilmiştir. Yapılan anlaşmalar sonucunda bölge yerleşime kapatılmıştır. Bölge Kıbrıs'ı ikiye ayıran Yeşil Hat tampon bölgesinde yer almaktadır. Maraş 1974 yılına kadar Akdeniz'in en gözde tatil merkezlerindendi. Savaş çıkmadan önce bir çok ünlüye ev sahipliği yapan bölgeyi ziyaret eden ünlüler arasında Sophia Loren, Marliyn Monroe ve Elizabeth Taylor gibi isimler sayılmaktadır. Kıbrıs'ın eski gözbebeği Maraş'ın Rumca ismi ise Varosha'dır. 200'den fazla tesisi bulunduğu söylenen bölgenin yapılandırılmasına 1960 yılında başlanmış ve 1970'de ideal bir turizm merkezine dönüşmüştür. Günümüzle kıyaslanacak olursa, Maraş bölgesindeki yatak sayısının KKTC'de ki yatak sayısına eşit olduğunu görüyoruz. Şehirde 99 eğlence merkezi, 25 müze, 24 sinema ve tiyatro, 21 banka, 2 spor tesisi bulunmaktaydı. Bölge tek başına Kıbrıs'ın turizm gelirinin %53.7'sini sağlamaktaydı.
İşte Hayalet Şehir...
Kaynaklar
http://listelist.com/kibris-hayalet-sehir-kapali-maras-fotograflari/
http://magusainsiyatifi.org/index.asp?page=209&hid=25
“Magarına Bulli'' isimli bu blog Orta Doğu Teknik Üniversitesi Kuzey Kıbrıs Kampusu TUR 102 Türkçe II dersinin projesi olarak Çisem Namıkkemaloğlu tarafından Kıbrıs'ı ve Kıbrıs kültürünü tanıtma amacıyla hazırlanmıştır.
1 Haziran 2014 Pazar
30 Mayıs 2014 Cuma
Kıbrıs Şivesi değil; Kıbrıs Ağzı
Türklerin Adaya Yerleşmesi
Jeopolitik açıdan önem taşıyan Kıbrıs adasına geçmişten günümüze kadar bir çok devlet hakim oldu.. Osmanlıların adayı fethetmesindeki en büyük etken Kıbrıs'ın korsan gemilerine yataklık etmesi ve korsanların İslam gemilerine saldırıp soymaları oldu. II. Selim ve şeyhülislam Ebussud Efendi'nin fetvası üzerine Osmanlı donanması yola çıktı. Adanın fethinin gerçekleşmesinden sonra (1571) Osmanlılar adadaki Hristiyan halkın kalmasına izin verdi. Adanın bayındırlığı için yeterince nüfus olmadığı görülünce II.Selim Kıbrıs'ın bayındırlığı ve adadaki Türklerin yoğunlaştırılması için 1572 de ''Sürgün Hükmü'' çıkardı. Kayıtlara göre Kıbrıs Türklerinin kökeni önceleri Konya çevresinden daha sonra da İçel, Antalya; Yozgat ve Alanya gibi yörelerden gelen halka dayanmaktadır.
Kaynaklar
E. Saracoğlu, Kıbrıs Ağzı, s. 19-21.
http://tr.wikipedia.org/wiki/Osmanl%C4%B1-Venedik_Sava%C5%9F%C4%B1_(1570-1573)
Bu yazıda E. Saracoğlu'nun ''Kıbrıs Ağzı'' adlı kitabından yararlanılmıştır.
Kıbrıs Ağzı
Günlük kullanımda şive ve ağız terimlerinin kullanımları karıştırılmaktadır. Ağız şive içinde oluşan söyleyiş ve ses değişikliklerine dayanan farkların adıdır. Ağız söyleyişteki yöresel ayrılıklardır. Ayrıca ağızlar bir dildeki ses, biçim ve anlam özelliklerini bozmazlar. Örneğin ağızlarda çok eski öğelerin söyleyiş ve anlam bakımından hiç değişmeden ya da çok az değişerek günümüze kadar yaşadıklarını görebiliriz. Kısaca Kıbrıs ağzı Türkiye Türkçesine bağlıdır ve ağzımızda Türkiye Türkçesindeki ağızlardan çeşitli özellikler görülür. Bu farklılıklar yazı diline yansımaz.
Kıbrıs Ağzının Ses Bilgisi Özellikleri
Kıbrıs ağzındaki ünlülerle Türkiye Türkçesindeki ünlüler farklılık göstermez. Farklılık Türkiye Türkçesindeki yabancı sözcüklerde kullanılan uzun ünlüler Kıbrıs ağzında kısa olarak söylenir. Örneğin; târih > tarih
hâmile > hamile
Bununla birlikte Rumlarla Kıbrıslı Türklerin uzun yıllar boyunca iç içe yaşamalarından ötürü ünlülerin Rumcada olduğu gibi uzatılarak -mi soru eki yerine geçtiği görülür. Bu soru cümlesinin son sözcüğündeki son ünlünün uzatılmasıyla yapılır. Örneğin;
Çisem sizi gördü?
Okula gider?
Ünlü değişmelerinden bazı örnekler;
-a>-e vasiyet > vesiyet
ramazan > remezan
kadayıf > gadeyif
-e>-a neyse > neyisa
fasulye > fasulya
gidince > gidinca
nice > nica
görünce > görünca
gelince > gelinca
-i>-e giy- > gey-
niçin > neçin
kiremit > keremit
viran > veran
haydi > hade
Ünlü düşmesinden bazı örnekler;
yıkayacak > ikaycak
nerede > nerde
yiyecek > yeyceg
iyikik > eylik
tükürük > tüprük
kalmayacak > galmaycak
aşağı > aşşa
başaşağı > başaşşa
Sert ünsüzlerin yumuşaması Kıbrıs ağzının en belirgin özelliklerindendir;
k- > g- küçük > güçüg
kocakarı > gocagarı
kazan > gazan
kulak > gulak
kardeş > gardaş
kunduracı > gunduracı
kork- > gork-
kır- > gır-
Hakkı > Haggı
ekşi > egşi
Yumuşak ünsüzlerin sertleşmesi;
c > ç yalancı > yalançı
pencere > pençere
Sert ünsüzlerde görülen değişiklikler;
ç > ş içki > işgi
açlık > aşlıg
geçmiş > geşmiş
''ile'' bağlacı; Kıbrıs ağzında -ile- bağlacının görevini ünlülerden sonra (-ynan), ünsüzlerden sonra da -ınan, -inan, -unan, -ünan ekleri yapar.
(-ynan) : Aliynan Osman geldi (Ali ile Osman geldi.)
(-ınan) : Gaşınan göz, gerisi söz.
(-nan) : Toprağnan suyu garışdırdı.
(-ünan) : Üzümünan erig yediler.
''-ken'' ulacı;
Örneğin; Ağaş yaşıkan eyilir. (Ağaç yaşken eğilir.)
Gülerkan boğuldu.
Jeopolitik açıdan önem taşıyan Kıbrıs adasına geçmişten günümüze kadar bir çok devlet hakim oldu.. Osmanlıların adayı fethetmesindeki en büyük etken Kıbrıs'ın korsan gemilerine yataklık etmesi ve korsanların İslam gemilerine saldırıp soymaları oldu. II. Selim ve şeyhülislam Ebussud Efendi'nin fetvası üzerine Osmanlı donanması yola çıktı. Adanın fethinin gerçekleşmesinden sonra (1571) Osmanlılar adadaki Hristiyan halkın kalmasına izin verdi. Adanın bayındırlığı için yeterince nüfus olmadığı görülünce II.Selim Kıbrıs'ın bayındırlığı ve adadaki Türklerin yoğunlaştırılması için 1572 de ''Sürgün Hükmü'' çıkardı. Kayıtlara göre Kıbrıs Türklerinin kökeni önceleri Konya çevresinden daha sonra da İçel, Antalya; Yozgat ve Alanya gibi yörelerden gelen halka dayanmaktadır.
Kaynaklar
E. Saracoğlu, Kıbrıs Ağzı, s. 19-21.
http://tr.wikipedia.org/wiki/Osmanl%C4%B1-Venedik_Sava%C5%9F%C4%B1_(1570-1573)
Bu yazıda E. Saracoğlu'nun ''Kıbrıs Ağzı'' adlı kitabından yararlanılmıştır.
Kıbrıs Ağzı
Günlük kullanımda şive ve ağız terimlerinin kullanımları karıştırılmaktadır. Ağız şive içinde oluşan söyleyiş ve ses değişikliklerine dayanan farkların adıdır. Ağız söyleyişteki yöresel ayrılıklardır. Ayrıca ağızlar bir dildeki ses, biçim ve anlam özelliklerini bozmazlar. Örneğin ağızlarda çok eski öğelerin söyleyiş ve anlam bakımından hiç değişmeden ya da çok az değişerek günümüze kadar yaşadıklarını görebiliriz. Kısaca Kıbrıs ağzı Türkiye Türkçesine bağlıdır ve ağzımızda Türkiye Türkçesindeki ağızlardan çeşitli özellikler görülür. Bu farklılıklar yazı diline yansımaz.
Kıbrıs Ağzının Ses Bilgisi Özellikleri
Kıbrıs ağzındaki ünlülerle Türkiye Türkçesindeki ünlüler farklılık göstermez. Farklılık Türkiye Türkçesindeki yabancı sözcüklerde kullanılan uzun ünlüler Kıbrıs ağzında kısa olarak söylenir. Örneğin; târih > tarih
hâmile > hamile
Bununla birlikte Rumlarla Kıbrıslı Türklerin uzun yıllar boyunca iç içe yaşamalarından ötürü ünlülerin Rumcada olduğu gibi uzatılarak -mi soru eki yerine geçtiği görülür. Bu soru cümlesinin son sözcüğündeki son ünlünün uzatılmasıyla yapılır. Örneğin;
Çisem sizi gördü?
Okula gider?
Ünlü değişmelerinden bazı örnekler;
-a>-e vasiyet > vesiyet
ramazan > remezan
kadayıf > gadeyif
-e>-a neyse > neyisa
fasulye > fasulya
gidince > gidinca
nice > nica
görünce > görünca
gelince > gelinca
-i>-e giy- > gey-
niçin > neçin
kiremit > keremit
viran > veran
haydi > hade
Ünlü düşmesinden bazı örnekler;
yıkayacak > ikaycak
nerede > nerde
yiyecek > yeyceg
iyikik > eylik
tükürük > tüprük
kalmayacak > galmaycak
aşağı > aşşa
başaşağı > başaşşa
Sert ünsüzlerin yumuşaması Kıbrıs ağzının en belirgin özelliklerindendir;
k- > g- küçük > güçüg
kocakarı > gocagarı
kazan > gazan
kulak > gulak
kardeş > gardaş
kunduracı > gunduracı
kork- > gork-
kır- > gır-
Hakkı > Haggı
ekşi > egşi
Yumuşak ünsüzlerin sertleşmesi;
c > ç yalancı > yalançı
pencere > pençere
Sert ünsüzlerde görülen değişiklikler;
ç > ş içki > işgi
açlık > aşlıg
geçmiş > geşmiş
''ile'' bağlacı; Kıbrıs ağzında -ile- bağlacının görevini ünlülerden sonra (-ynan), ünsüzlerden sonra da -ınan, -inan, -unan, -ünan ekleri yapar.
(-ynan) : Aliynan Osman geldi (Ali ile Osman geldi.)
(-ınan) : Gaşınan göz, gerisi söz.
(-nan) : Toprağnan suyu garışdırdı.
(-ünan) : Üzümünan erig yediler.
''-ken'' ulacı;
Örneğin; Ağaş yaşıkan eyilir. (Ağaç yaşken eğilir.)
Gülerkan boğuldu.
14 Mayıs 2014 Çarşamba
1974; Çaresizlikten Umuda
''16 Ağustos 1960 tarihinde Türkiye, Yunanistan ve İngiltere'nin garantörlüğünde kurulan Kıbrıs Cumhuriyeti Rumların adayı Yunanlaştırma gayretleri nedeniyle uzun süreli yaşamaz ve 21 Aralık 1963 günü tarihe Kanlı Noel olarak geçen Rum saldırıları sonrasında kurulan cumhuriyet fiili olarak yıkılır. Akritas Planı çerçevesinde başlatılan Rum saldırıları 1974 yılına kadar devam edecek ve Kıbrıs Türkleri yaşadıkları toprakları terk ederek daha güvenli bölgelerde çadır kentlerde yaşamaya mahkum edileceklerdir.''
Bir Çadır Kentten Diğerine
Nüfusa göre yetersiz kalan bu kamptan toplanan Kıbrıslı Türkler Paramal kampına götürüldüler ve orda kurulan çadırlarda yaşamaya devam ettiler. Bu kampta göçmenler bölgelere ayrıldılar ve 6 ay boyunca çadır hayatı sürdürdüler. Yiyecek, içecek ihtiyaçlarını büyük miktarda kendi paralarıyla karşılayan göçmenler için İngiliz askerleri tarafından yemekhane, bedava yemek ve süt yardımı yapılmaya ve tuvalet, banyo gibi hizmetlerde sağlanmaya başlanmıştı.
Kıbrıs'tan Türkiye'ye, Türkiye'den Kıbrıs'a
1974 Barış Harekatı'ndan sonra yapılan anlaşmaya göre Kuzey'e geçmesi gereken Türkler, Rumlar tarafından kapatılan yollar nedeniyle Kuzey'e geçememişti. Hasta ve hamileler Kuzeydeki hastanelere ancak İngiliz askeri korumasıyla gidebiliyordu. Buna çözüm olarak tüm göçmenler İngiliz askeri araçlarıyla birlikte Avrotur Havaalanı'na götürüldü. Türkiye üzerinden Kuzey Kıbrıs'a girme planı devreye sokulmuştu. Kıbrıslı Türkler hava yoluyla Adana'ya ordanda Mersin'e götürüldüler ve oradaki öğrenci yurduna yerleştirildiler. 3 günden sonra Mersin limanından feribotlarla yola çıkarılan Kıbrıslı Türkler Magosa Limanı'na getirildi.
Kuzey Kıbrıs'a Yerleşme Dönemi
Nihayetinde Kuzeye geçmeyi başaran Türk halkı, 22 gün boyunca Lapta yurdunda ikamet etti. Bu süre zarfında kimin hangi bölgeye yerleştirileceği belirlendi. Seçimler tamamen halka bırakıldı ve bireysel olarak seçme hakkı tanındı. Çoğunluk kendi bölgesinin yerleşmeye seçtiği yerleri tercih ederken, bireysel olarak farklı bölge seçen kişilerde olmuştur. Plataniska göçmenleri yeni köyleri olarak eski Rum köyü Türkmenköy'ü (Kontea) tercih etmişlerdir. Bunun yanında güneydeki komşu köyler de Türkmenköy'e yerleşmişlerdir. Köy kalabalık olduğundan her aile kura çekmiş ve çıkan eve yerleşmeye hak kazanmıştır. Evlere girildiğinde görülen ise aynı kendilerinin yapmak zorunda kaldığı gibi, her şeyini terk edip gitmek zorunda kalmış Rum evleriydi.
Ulvi Keser, 2012. Kıbrıs'ta 21 Aralık 1963 Kanlı Noel'i ve Kızılay.
Kıbrıs'ta 1963 yılında başlayan olaylar 1974 dönemine kadar sürmüş ve bu dönem Kıbrıslı Türkler için çadır kent ve gettolarda sıkışıp kalınmış acılarla dolu bir hayat demekti. 1974 yılında adanın her yanına yayılan savaş esintileri Güney Kıbrıs'ta yaşayan birçok Kıbrıslı Türkü zorunlu göçe yitmiştir. Her savaş döneminde olduğu gibi farklı bölgeler aynı savaşın farklı acılarını deneyimlemiştir. 1974'ten 1975'e kadar süren dönemi Güney Kıbrıs'taki Plataniska köyünde yaşananlar çerçevesinde anlatmaya çalıştığım bu yazıda savaş göçmeni olan Zehra Namıkkemaloğlu ve Türkan Özkalpli'nin anılarından yola çıkılmıştır. Yazı tamamen Plataniska ve çevre köylerde yaşanan savaş deneyimini analatmakta ve çatışma bölgeleri hakkında bilgi barındırmamaktadır.
Bir Günde Terkedilen Koca Bir Hayat
Plataniska köyünde 1974 tarihine kadar aktif bir çatışma yaşanmamıştır. Fakat, 1974 yılında çevre köylerde artan çatışmalar yüzünden komşu köy sakinleri Rum saldırılarından korunmak için otobüslerle köylerinden kaçmaya başlamıştı. Köylerinden kaçan insanların (Baf ve Kukla köyleri) Plataniska üzerinden geçmesiyle yakın çevrede artan çatışmaları haber alan Plataniska köyü sakinleri hiç hesapta yokken aynı gün içerisinde ve bir saat içinde köylerini boşaltma kararı almıştı. Herkes yanına taşıyabilecekleri kadar para, kıyafet ve yiyecek almaya çalışmış, sahip oldukları her şeyi bir saat içinde terk etmek zorunda bırakılmışlardı. Köy sakinleri kendi çabalarıyla toplayabildiği kadar eşyası ile köy otobüsüne doluşmuş ve korku dolu bir yolculuğa çıkmıştı. Evdim Üssü'ne varana kadar korunmasız bir şekilde yolculuk yapan Kıbrıslı Türkler, Evdim Üssü'ne vardıkları zaman İngiliz askerinin himayesine girdi ve İngiliz askerleri tarafından askeri kamp alanına yerleştirildiler. Bu kamp alanı büyük bir çim sahaydı ve sığınılan ilk gece kadın, yaşlı, çocuk demeden herkes geceyi dışarda çimlerin üzerinde geçirmişti. Ertesi günü kurulan çadırlara yerleştiriler Kıbrıslı Türkler 1 aydan fazla orada kurulan çadırlarda yaşamlarını sürdürdüler. Her gece üst taraftaki yoldan geçen her arabanın onları öldürmeye gelen düşman askerleri olduğu korkusuyla geçen koca dönem.
Bir Çadır Kentten Diğerine
Nüfusa göre yetersiz kalan bu kamptan toplanan Kıbrıslı Türkler Paramal kampına götürüldüler ve orda kurulan çadırlarda yaşamaya devam ettiler. Bu kampta göçmenler bölgelere ayrıldılar ve 6 ay boyunca çadır hayatı sürdürdüler. Yiyecek, içecek ihtiyaçlarını büyük miktarda kendi paralarıyla karşılayan göçmenler için İngiliz askerleri tarafından yemekhane, bedava yemek ve süt yardımı yapılmaya ve tuvalet, banyo gibi hizmetlerde sağlanmaya başlanmıştı.
Kıbrıs'tan Türkiye'ye, Türkiye'den Kıbrıs'a
1974 Barış Harekatı'ndan sonra yapılan anlaşmaya göre Kuzey'e geçmesi gereken Türkler, Rumlar tarafından kapatılan yollar nedeniyle Kuzey'e geçememişti. Hasta ve hamileler Kuzeydeki hastanelere ancak İngiliz askeri korumasıyla gidebiliyordu. Buna çözüm olarak tüm göçmenler İngiliz askeri araçlarıyla birlikte Avrotur Havaalanı'na götürüldü. Türkiye üzerinden Kuzey Kıbrıs'a girme planı devreye sokulmuştu. Kıbrıslı Türkler hava yoluyla Adana'ya ordanda Mersin'e götürüldüler ve oradaki öğrenci yurduna yerleştirildiler. 3 günden sonra Mersin limanından feribotlarla yola çıkarılan Kıbrıslı Türkler Magosa Limanı'na getirildi.
Kuzey Kıbrıs'a Yerleşme Dönemi
Nihayetinde Kuzeye geçmeyi başaran Türk halkı, 22 gün boyunca Lapta yurdunda ikamet etti. Bu süre zarfında kimin hangi bölgeye yerleştirileceği belirlendi. Seçimler tamamen halka bırakıldı ve bireysel olarak seçme hakkı tanındı. Çoğunluk kendi bölgesinin yerleşmeye seçtiği yerleri tercih ederken, bireysel olarak farklı bölge seçen kişilerde olmuştur. Plataniska göçmenleri yeni köyleri olarak eski Rum köyü Türkmenköy'ü (Kontea) tercih etmişlerdir. Bunun yanında güneydeki komşu köyler de Türkmenköy'e yerleşmişlerdir. Köy kalabalık olduğundan her aile kura çekmiş ve çıkan eve yerleşmeye hak kazanmıştır. Evlere girildiğinde görülen ise aynı kendilerinin yapmak zorunda kaldığı gibi, her şeyini terk edip gitmek zorunda kalmış Rum evleriydi.
![]() |
| Çadır kentte Zehra Namıkkemaloğlu(9) ve ablası Leman Gökkasap(12). 1974 |
11 Mayıs 2014 Pazar
Nenem Türkan Özkalpli'nin Dilinden; KIBRIS DÜĞÜNLERİ
Yazımda bahsedeceğim tüm bilgiler anneannem tatlı insan Türkan Özkalpli tarafından anlatılmıştır.
Günümüzle kıyaslanamayacak kadar uzun, eğlenceli ve meşakkatli geçiyormuş Kıbrıs düğünleri.
Masal kız istemeyle başlıyormuş tabi. Her genç delikanlının ailesi oğullarına uygun bir aday beğenir ve oğullarına bu kızı gösterirlermiş, tabi kızın haberi olmadan!. ''Ben hiç bilmezdim, beğenmişler bizi geldiler haber ettiler'' diyor Türkan Hanım :). Eğer oğlan kızı beğenirse ortaya aracı konur kızın ailesine haber verilir ve kız istemeye gidilirmiş. Kız Allah'ın emri peygamberin kavliyle istenip alındıktan sonra nikah düğün kutlamalarından önce kıyılır sonra kutlamalar olurmuş. (Bunun sebebi yeni çiftin kalacakları evi bitirmeye çalışmaları) Uzun bir aradan sonra başlarmış düğün hazırlıkları. Düğünler genellikle Pazartesinden başlar ve bir hafta devam edermiş. Fakat Türkan Hanım'ın anlattığına göre onların köyünde - Alektora, Limasol- kutlamalar Pazartesinden Cumaya kadar sürermiş. ''Düğünümüzde 5 gün çalgıcılar hiç susmadı'' diyor Türkan Hanım. 5 gün boyunca müzikli, yemekli kutlama yapılır ve düğüne gelinin ve damatın tüm akrabaları davet edilirmiş. Herkes orada onlar için toplansa da gelin ve damat yan yana duramaz birbirlerine ancak gerdek gecesi kavuşurmuş.
Kına Gecesi
Kına Gecesi gerçekleştirilen ''Yorgan Kaplama'' geleneğini atlamak olmaz tabi. Kutlamalar devam ederken gelinin getirdiği yorganlar törenin yapıldığı meydanda davetli hanımlar tarafından yere serilerek yorgan iğnesi kullanılarak çarşafla kaplanırmış. Yorganlar kaplandıktan sonra sıra yatak doldurmaya gelir, kaplanan yatak ve yorgan gümüşlenir, sonra da çiftin ilk çocuğunun erkek olması dileğiyle yatağın üzerinde bir erkek çocuk tekerlenirmiş.
''Gelin Onarıcısı''
Gelinleri süsleyen kadına '' gelin onarıcısı'' denirmiş. Gelin onarıcısı gelini giydirir, saçını makyajını yaparmış. Gelinin saçına elmas taşlı taç ve gelin teli takılması adettenmiş.
''Guşatma''
Eski Kıbrıs düğünlerindeki takı törenlerine ''guşatma'' denirdi. Guşatma'da yakın akrabalar damat ve geline aldığı altınları takarmış. Gelinin en yakını - genellikle babası- geline '' Bendo Lira'' hediye eder, boynuna takarmış. (Bendo Lira Kıbrıs'ta altın liraya verilen addır.)
'' ve Son Olarak; Gerdek Gecesi ve Sabahı''
5 günlük süreçten sonra gelin ve damat damatın köyüne doğru yol alırmış. (Yeni evli çiftin damatın köyüne yerleşmeleri adetti.) Çift damatın köyüne ordanda yeni evlerine varınca gelinin yakın akrabaları, damatın akrabaları ve çalgıcılara tekrardan yemek ikram edilirmiş. Gece olduğu zaman yeni çift yatak odalarına çekilir ve gerdek gecesi gerçekleşirmiş. Aynı gece ''sağdıç'' (damatın belirlediği bir yakını) kapıyı çalar, ''nişan''ı istermiş (nişan: gerdek gecesi çarşafı). ''Nişan'' elden ele dolaşır ve gören tüm yakın akrabalar o çarşafın üzerine tekrardan altın takarlar ve gelinin babası nişanı gördükten sonra köyden ayrılır, kutlamalar geri kalan aile bireyleriyle devam edermiş. Nişan daha sonra, bir eleğin içine konulur kırmızı bir alla örtülüp yeni çiftin yatagına görmek isteyenler için konulurmuş. O gecenin sabahında ise gelin onarıcısı gelini tekrar süsler, gelinliğini giydirir ve gelin sağdıç ve davulcular tarafından karşılanırmış. Daha sonra sağdıç elindeki gülündanlıkla gül suyu dağıtır, gül suyunu alanlar damata altın takar, kıyafet ve ya çeyizlik eşya hediye edermiş.
Günümüzle kıyaslanamayacak kadar uzun, eğlenceli ve meşakkatli geçiyormuş Kıbrıs düğünleri.
Masal kız istemeyle başlıyormuş tabi. Her genç delikanlının ailesi oğullarına uygun bir aday beğenir ve oğullarına bu kızı gösterirlermiş, tabi kızın haberi olmadan!. ''Ben hiç bilmezdim, beğenmişler bizi geldiler haber ettiler'' diyor Türkan Hanım :). Eğer oğlan kızı beğenirse ortaya aracı konur kızın ailesine haber verilir ve kız istemeye gidilirmiş. Kız Allah'ın emri peygamberin kavliyle istenip alındıktan sonra nikah düğün kutlamalarından önce kıyılır sonra kutlamalar olurmuş. (Bunun sebebi yeni çiftin kalacakları evi bitirmeye çalışmaları) Uzun bir aradan sonra başlarmış düğün hazırlıkları. Düğünler genellikle Pazartesinden başlar ve bir hafta devam edermiş. Fakat Türkan Hanım'ın anlattığına göre onların köyünde - Alektora, Limasol- kutlamalar Pazartesinden Cumaya kadar sürermiş. ''Düğünümüzde 5 gün çalgıcılar hiç susmadı'' diyor Türkan Hanım. 5 gün boyunca müzikli, yemekli kutlama yapılır ve düğüne gelinin ve damatın tüm akrabaları davet edilirmiş. Herkes orada onlar için toplansa da gelin ve damat yan yana duramaz birbirlerine ancak gerdek gecesi kavuşurmuş.
Kına Gecesi
Kına Gecesi gerçekleştirilen ''Yorgan Kaplama'' geleneğini atlamak olmaz tabi. Kutlamalar devam ederken gelinin getirdiği yorganlar törenin yapıldığı meydanda davetli hanımlar tarafından yere serilerek yorgan iğnesi kullanılarak çarşafla kaplanırmış. Yorganlar kaplandıktan sonra sıra yatak doldurmaya gelir, kaplanan yatak ve yorgan gümüşlenir, sonra da çiftin ilk çocuğunun erkek olması dileğiyle yatağın üzerinde bir erkek çocuk tekerlenirmiş.
''Gelin Onarıcısı''
Gelinleri süsleyen kadına '' gelin onarıcısı'' denirmiş. Gelin onarıcısı gelini giydirir, saçını makyajını yaparmış. Gelinin saçına elmas taşlı taç ve gelin teli takılması adettenmiş.
''Guşatma''
Eski Kıbrıs düğünlerindeki takı törenlerine ''guşatma'' denirdi. Guşatma'da yakın akrabalar damat ve geline aldığı altınları takarmış. Gelinin en yakını - genellikle babası- geline '' Bendo Lira'' hediye eder, boynuna takarmış. (Bendo Lira Kıbrıs'ta altın liraya verilen addır.)
'' ve Son Olarak; Gerdek Gecesi ve Sabahı''
5 günlük süreçten sonra gelin ve damat damatın köyüne doğru yol alırmış. (Yeni evli çiftin damatın köyüne yerleşmeleri adetti.) Çift damatın köyüne ordanda yeni evlerine varınca gelinin yakın akrabaları, damatın akrabaları ve çalgıcılara tekrardan yemek ikram edilirmiş. Gece olduğu zaman yeni çift yatak odalarına çekilir ve gerdek gecesi gerçekleşirmiş. Aynı gece ''sağdıç'' (damatın belirlediği bir yakını) kapıyı çalar, ''nişan''ı istermiş (nişan: gerdek gecesi çarşafı). ''Nişan'' elden ele dolaşır ve gören tüm yakın akrabalar o çarşafın üzerine tekrardan altın takarlar ve gelinin babası nişanı gördükten sonra köyden ayrılır, kutlamalar geri kalan aile bireyleriyle devam edermiş. Nişan daha sonra, bir eleğin içine konulur kırmızı bir alla örtülüp yeni çiftin yatagına görmek isteyenler için konulurmuş. O gecenin sabahında ise gelin onarıcısı gelini tekrar süsler, gelinliğini giydirir ve gelin sağdıç ve davulcular tarafından karşılanırmış. Daha sonra sağdıç elindeki gülündanlıkla gül suyu dağıtır, gül suyunu alanlar damata altın takar, kıyafet ve ya çeyizlik eşya hediye edermiş.
![]() |
| KINA FOTOĞRAFI 1958 Türkan Özkalpli ve Eşi Ali Özkalpli |
![]() |
| DÜĞÜN 1958 Türkan ve Ali Özkalpli Gelinin boynunda geleneksel ''Bendo Lira'' görülüyor |
Kaydol:
Yorumlar (Atom)








